İşgalci İsrail, Gazze’deki soykırımın yanı sıra Batı Şeria’da da sessiz bir dönüşüm süreci yürütüyor. Yollar değişiyor, kontrol noktaları genişliyor, yerleşimler büyüyor.
İşgalci İsrail, Gazze’deki soykırımın yanı sıra Batı Şeria’da da sessiz bir dönüşüm süreci yürütüyor. Bu süreçte yolların değiştirilmesi, kontrol noktalarının genişletilmesi ve Yahudi yerleşimlerinin büyütülmesiyle Filistinlilerin yaşam alanları parçalı hale getiriliyor. Son aylarda hızlanan coğrafi ve demografik dönüşüm, yeni yerleşim kararları, artan yerleşimci saldırıları ve C Bölgesi’ndeki idari politikalarla belirginleşiyor.
Birçok uluslararası analiz, Batı Şeria’daki gelişmeleri “sessiz ilhak”, “alan daraltma siyaseti” ve “coğrafi aşındırma” olarak tanımlıyor. Tartışmalar, bölgenin gelecekte nasıl bir coğrafyaya dönüşeceği üzerine yoğunlaşıyor. Filistinlilere göre İsrail, bağımsız bir Filistin devleti ihtimalini zayıflatmak amacıyla bu adımları atıyor.
Batı Şeria’daki dönüşümün en görünür göstergelerinden biri yol ağı. Son yıllarda yerleşim bölgelerini birbirine bağlayan yeni yollar artarken, İsrailli yerleşimcilerin hareketi kolaylaşıyor. Buna karşılık Filistinliler için durum tersine dönüyor; kapatılan girişler, artan kontrol noktaları ve uzayan güzergahlar, kasabalar arasındaki kısa mesafeleri saatlere çıkarabiliyor.
Bu durum, Batı medyasında “coğrafya üzerinden kontrol siyaseti” olarak adlandırılıyor. Günlük yaşamın ritmini bozmayı hedefleyen bu politikalar, öğrencinin okula ulaşmasından çiftçinin tarlasına gitmesine, ambulansın hareketinden idari kontrollere kadar her adımı etkiliyor. Özellikle C Bölgesi’nde yerleşim bloklarını birbirine bağlayan yeni yollar, Filistin yerleşimlerini daha parçalı hale getirerek bazı köyleri izole ediyor.
Oslo Anlaşmaları’na göre Batı Şeria’nın yaklaşık yüzde 61’ini oluşturan ve güvenliği büyük ölçüde İsrail’in kontrolünde olan C Bölgesi, tartışmaların merkezinde yer alıyor. Son dönemde arazi kayıt sistemine getirilen yeni düzenlemeler, Filistin tarafında “bürokratik ilhak” endişelerini büyüttü.
Bu düzenlemeler, hangi arazinin kime ait olacağını, hangi alanın “devlet arazisi” ilan edileceğini ve bölgelerin nasıl genişleyeceğini belirleyerek geleceğin haritasını şekillendiriyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, bu kararın ilhakı ilerletebileceği uyarısında bulunurken, Avrupa Birliği de yeni yerleşim kararlarının iki devletli çözümü zayıflattığını vurguladı. İsrailli yetkililer ise yerleşim politikalarını “egemenlik inşası” olarak tanımlıyor.
İşgalci Yahudi yerleşimci şiddetindeki artış da dikkat çekiyor. Özellikle zeytinliklerin hedef alınması, köylere baskınlar ve silahlı devriyeler Filistin köylerinde güvenlik kaygısını artırıyor. Yarı-resmi milisler gibi hareket eden yerleşimci gruplar, kırsal bölgelerdeki Filistinliler için günlük yaşamın bir parçası haline gelmiş durumda. Bu durum, bazı ailelerin su kaynaklarına erişimini engelliyor, otlatma alanlarını kullanmalarını kısıtlıyor ve gece baskınları nedeniyle köylerini terk etmelerine yol açıyor.
BM verilerine göre yerinden edilen Filistinli sayısı ciddi şekilde artarken, insan hakları kuruluşları Batı Şeria’daki süreci “yaşamı sürdürülemez hale getiren sistematik baskı modeli” olarak tanımlıyor. İsrail, bu adımlarını sözde güvenlik gerekçesiyle savunsa da, genişleyen yerleşimler, artan kontrol noktaları ve değişen yol ağları, bölgenin coğrafyasının yeniden şekillendiğini gösteriyor. Uluslararası çevreler ve Filistin tarafı, İsrail’in fiili kontrol alanını genişletmeye, yerleşim bloklarını kalıcı hale getirmeye ve bağımsız Filistin devleti ihtimalini zorlaştırmaya çalıştığını savunuyor.
Gerçek İstanbul, İstanbul başta olmak üzere Türkiye ve dünyadan son dakika gelişmelerini doğru, tarafsız ve hızlı habercilik anlayışıyla okuyucularına sunan dijital haber platformudur. Gündemin nabzını tutan içerikleriyle güvenilir bilgiye ulaşmanızı sağlar.
Yorum Yap